Akşam Üstü Gölgeleri. 0
Çektiğim acılar varlığımın inşasının irili ufaklı parçalarıdır. Sadece düşünmek var etmez insanı; duygularını, ruhunu ve hatta zekasının geliştiren asıl öğreticiler acılardır. O halde varım çünkü acı çekiyorum.
Doğduğum günden beri anlatmak istediklerim var ve elbette asla anlatamayacaklarım… Ve anlatıyor gibi yapıp asla anlatamadıklarım.
Önce akciğerlere değen oksijenin yakıcılığıyla başladı ilk acılar, sonra dünyanın anlamsızlığını düşünüp duran beynimin kıvrımlarındaki patlamaların elektrik çarpmalarıyla…
Doduğumu anımsıyorum, ölümü ise düpedüz hatırlıyorum.
Bir insan doğduğunda gözyaşları dökülür, sevinçten… Bir insan öldüğünde gözyaşları dökülür, üzüntüden… Yani hayat boyu değişmeyen tek şey gözyaşlarıdır ve yeryüzünde gözyaşları sonsuzdur.
Biri ağlamaya başladığında, bir başka yerde de, bir başkasının gözyaşları diner. Biri doğarken başka birinin de öldüğü gibi… Geriye kalan sadece gözyaşları ve hiçtir.
ve arada ağzımızda bir ömür dolandırıp durduğumuz onca laf, kağıtlara döktüğümüz onca kelime sadece bir tür duygu kalabalığı..
tutsaklığımızdan kurtulmaya çalışmanın beyhude uğraşlarıdır bunlar.
asla gerçekten bir şey anlatılamaz, ancak bir şeyin hayali anlatılabilir. kendisi değil…
o yüzden anlatmaya değil, anlatmamaya bakarım.
anlatma derdinden çok anlatmamanın zevkine kurulurum.
ama yine de hiç susmam, eğer bir gün susarsam, bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir,
her şey söylenmiş, hiçbir şey söylenmemiş olsa bile.
Savaş ve ölüm, doğum ve yaşam sözcükler ve kitaplar, mutluluklar ve üzüntüler neyi ifade eder? Anlamlara değer verilmeyen bir dünyada durmaksızın anlam arayışları ne işe yarar?
Şu dünyada mutsuzluktan daha şamatalı başka bir hikaye daha olamaz; ama her şey hiçten gelir ve hiçe gider, tek esasım budur benim.
Vakit kaybına lüzum yok çünkü tüm hayatım boyunca acısını çektiğim şeylerden biri de buydu.
Zaman; avuçlarınızı hangi biçime sokarsanız sokun asla kavrayamayacağınız bir sevgilinin yüzü gibidir. işte böyle anlarda tükenmek istiyor insan…
Kendimi öldürmeyi hiç düşünmedim ama sessizce yok olup gitmeyi hayal ettim defalarca. İşte öyle anlarda sözcüklerim gözyaşlarım oldular. Ertelenmiş umutların arasında ne kadar dayanabiliyorsa bir insan, ben de o kadar dayandım. Varoluşu düşünüp dururken anladım ki düşünerek değil, ancak acı çekerek varolabiliyor insan.
Hayatımla ilgili tek kesinlik kazanmış şey, bir saat içinde her şey için çok geç olacağı, ben deli doğup deli kalanlardanım… Nerdeyim bilmiyorum ve asla bilemeyeceğim. Derin bir sessizlik içinde siz de bilemeyeceksiniz. Yolunuza devam etmelisiniz, ben edemem ama edeceğim.
Hep denedim, hep yenildim, olsun, yine deneyeceğim ve yine yenileceğim… Bu kez daha iyi yenileceğim. Ve her sessizlik ve hiçlik üzerinde gereksiz bir leke gibi durmaya devam edecek…
Samuel Beckett
subscribe to comments RSS
There are no comments for this post